Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Doğum günüm

Mevsimler değişiyor, yıllar geçiyor, yüzüm, ellerim gözlerim bile değişiyor. Ama kalbim, aklım hep onda. Değişmedi değişmeyecek! Ben büyürken ailem hep yanımda, ve artık kocaman bir ailem var. Bir yaş daha çabucak geçerken hayatın tadına varmamı sağlayan insanlar onlar. Canım yandığında yanımda olan, geçecek deyip gerçekten geçmesini sağlayan 'kahramanım' var. Tökezlediğim 'yeter artık takıldığın,  senden değerlisi yok toparlan' diyen dostlarım var. Sabahın 4lerinden akşamlara kadar birlikte olduğum, artık ailem dediğim Tura'lı dostlarım var. Gerçekten değerli olduğumu hissettiren, pek kıymetli 2annem 2babam var. Kanı deli, canımdan öte, hem dostum hem abim, zıppır kardeşim var. Her mutlu gününde, her acı çektiğinde yanında olmasını dilediğin kişidir abla, uzakta olsa da yakında olan bir ablam var. Ve bana tüm bunları o güzel yüreğiyle 'avuçlarına hayatımı bırakabileceğim' adam getirdi. İyiki geldi, iyiki getirdi. Bir yaş daha giderken hayatımdan, şükretti...

Bir izin günü ..

Helloooo ! Uzun zamandır yazmamışım ya ben, işte yoğun sezondayız ama kendimize bile vakit ayıramıyoruz, her gün gemimiz var. Her sabah 4.30da kalkarak güne çok erken başlıyoruz, bir de havalar birden soğudu, Ekim benim ayım geldi bile çoktan, ne çabuk geçiyor zaman dedirtti yine bana bu yıl.. Ne kadar da hızlı .. Yaz bitti bile, kışa girdik. Ama bizim gemiler daha bitmedi, ekim full nerdeyse ;) Kasımda ise, büyük yıllık toplantımız var, hazırlığımız bile başladı şimdiden. Kış gelse de adam akıllı tatil yapsak, Urfa, Gaziantep, Mardin'e gitmek istiyoruz aslında ama bakalım nolcak :) Bu yoğunluğun arasında, dün izinliydik ;) Sabah mis gibi bir kahvaltı yaptık sevgilimle, sonra battaniyeyi sarınıp 'karpuz kabuğundan gemiler yapmak' diye bir film izledik, güzeldi biraz ağırdı belki ama.. Sonra indik sahile, hava mis ! Yürüyüş yaptık, bisikletli çocukları izledik .. Ayaklarımızı uzatıp havanın, günün, güneşin, mutluluğumuzun,birbirimize aitliğimizin tadını çıkardık...

Fethiye'de Binbir Gece

Yoğun bir iş tempom var,hele ki Eylül ve Ekim ayları tam bir kabusa dönüşüyor bizim için.. Daha Eylül'ün başında enerjim,gücüm kuvvetim tükendi zaten.. Fethiye ve Marmaris'te gemimiz vardı, Fethiye akşamı da orada bir Türk gecesi (Binbir Gece) etkinliğimiz vardı,  hem eğlenceli hem yorucu.. Sabahtan yola çıktık ekiple, sevgilim bir gün önceden gitti, ve bunların sonrasında bir de keşif gezileri vardı onun.. O benden çok daha fazla yoruldu.. Sabah yolculuk güzel geçti, yarı uyuyarak yarı kitap okuyarak :) Öğlen oradaydık, hemen bir toplantı ve arkasından hazırlıklar.. Mekanı ve hazırlıkları görünce bayıldım zaten.. O kadar süper olmuş ki, bu organizasyonu İstanbul şubemiz üstlendi, biz de desteğe gittik. Çok çalıştık ve yorulduk. Harika geçti diyebilirim.. Harika bir koy seçmişler, Aksazlar koyunda yapıldı gecemiz.. Ben çok beğendim, bir boşlukta gidip orada koca bir gün geçirmek isterdim.. Her şey öyle muntazam yapılmış ve öyle ince düşünülmüş ki, mekan bambaşka...

Y Jenerasyonu reçetesi!

Bir yazıya denk geldim, ara ara okunması gereken bir yazı olduğunu düşündüğümden, paylaşıyor, kaydediyorum. Hemde bir CEO yazmış :) oku,öğren,uygula evladım :) Y Jenerasyonu reçetesi! Gençlere “Bunların ileride başınıza dert olacağından eminim” diyen Emrah Kaya, 12 yıllık kariyerindeki tecrübelerinden yola çıkarak 12 maddelik bir tavsiye paketi sunuyor. 12 yıl önce iş hayatını anlamaya ve kendime birçok ajans içerisinde yön çizmeye çalışırken farkında olmadığım için  bugün başımı duvarlara vurduğum  ve tecrübeyle sabitlenmiş 12 maddeyi tartışmaya açmak istiyorum. 12 yılda 12 madde çok iddialı geldi değil mi? Biliyorum ki hapları severiz gençler! 1- Örnek al ve onun gibi düşünüp rotanı sabitle Ben diyorum ki, iş hayatını ve iş insanlarını yeteri kadar tanır ve onlarla zaman geçirerek, söylediklerinden anlam çıkartmaya çalışırsanız daha hızlı olgunlaşır ve o çok sevdiğiniz hızlı başarıya ulaşma metoduna hizmet etmiş olursunuz. Bunun için hayalini kurduğunuz ve h...
Bugün yorgunum, bugün lanetim, pisliğim felan.. Hepsi üstümde, çemkirella modunda dolandım gün boyu. Kırgınlıklarım, üzüntülerim biriktirmişim içimde, orta yere de sermişim bi güzel.. Dağınık içerim. Kafamı dağıtmak için, dinlediğim bir kaç şarkı ve bir animasyon, ve köşe yazıları var.. Paylaşayım. Rafet güzel yapmış :) birde bu, uzun zamandır dinlemiyordum. Yitirmeden .. Bir köşe yazısı .. Seviyorum burayı, güzel köşe yazıları var. Takipteyim. Bu animasyonu çok sevdim.. Okunası yazar Ece Temelkuran .. Kitapları da şahane. Okunası .. Kafamı dağıtmak için, müzik, kitap ve köşe yazısı olsun.. Fotoğraf olsun. Uğraşır kafamı dağıtırım, iyice dağılırım :) Sağlıcakla.

Yaprağın kaderi düşmekmiş

Yaprağın kaderi düşmekmiş .. Vay be diyor insan, şaşıp kalıyorsun.. Hayatın bu büyüsü, gerçekliği ve acımasızlığı insanı yitiriyor, yenik düşüyorsun, mücadele etmeye hevesin bile kalmıyor. Her şey öyle  yolunda yordamında giderken bir ters köşe yapıyor, yerle bir oluyorsun.. Kalkması toparlanması yeni bir vedaya hazırlaması insanın kendini hayli zaman alıyor. Birden uyanıveriyorsun uykudan, ne çok koşturup kendimizi paralıyoruz hayata tutunmak için, kendimize bakmıyoruz, dert ediyoruz her şeyi.. İnsanı dert öldürüyor. Her günü aynı heyecanla, aynı neşeyle olduğu gibi yaşamalı be.. Tadına varmalı, doymalı aşka, mutluluğa, umuda, heyecana.. Ne  oluyor ki işte, ne olacağı ne zaman olacağı, kimin kimden önce gideceği belli mi oluyor ah! Dün eniştemi kaybettim. Çocukluğum minnaklığım onlarla geçmişti, dün o kötü haberi aldığımda tüm hepsi gözlerimde canlandı. İçimde kalan onca anı ve yaşanmışlık ağladı sanki. İstanbul da oturuyorlardı, her yaz giderdim nerdeyse onlar...

Hassas Yetişkinin Hayat ile İmtihanı

Haklı olmakla haksız olmak arasında ince bir çizgi var, bence. Uzun uzun düşünüp içinden çıkamadığım olaylar olduğunda, bir adım geri atmak ve çerçeveye dışarıdan bakmak hep işime yarar. Oradan da baksan buradan da baksan öteden de beriden de baksan duyguların aynıysa, hissettiklerin aynıysa net ve dik dur kıvırcık. dedim kendime bugün.. Öyle ya da böyle, hissettiğim ortada. Tabi ki hatalarım var, Benim temelde ki sorunum; başkalarının düşünce ve tavırlarını fazla önemsemek. Gerçekten bak. Böyle yetiştirilmişim, daha minnacık bir kıvırcıkken birisi bana 'el alem ne der' demiş ve ayarlarımı bozmuş olmalı ki, aslında bu beni iyi insanların yetiştirdiğini göstermez mi.. Beni başkalarının ne düşündüğünü önemseyecek kadar hassas yetiştirmişler.  Değil mi ki onca zaman her gün tekrar tekrar aynı kareye bakıp, bir tek insanın beni anlar da bir adım atar, ha oldu ha olacak diye bekleyişlerim, aylarca. Birikir birikir birikir.. kimse anlamaz, bir patlarsa kendi ruh sıhhatim içi...